suna dumankaya saç dökülmesi

April 16, 2010 Leave a comment

Saç dökülmesi sorunu yaşayanlara öneriler.

1- Soyulmuş yarım avokadoyu iyice ezin. İçine 2 adet bıldırcın yumurtası, bir çorba kaşığı susamyağı koyup karıştırın ve saç diplerinize sürün. Streç filmle sarıp iki saat bekletin. Ardından saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Bu kürü haftada bir tekrarlayın.

2- Saç diplerinizin masaja ihtiyacı olabilir. Her gün 3 dakika masaj uygulayın. Ayrıca bir de tarif vereceğim: Bir su bardağı suda 4 yaprak defne, birkaç yaprak aynısafa ve biberiyeyi 10 dakika kaynatın. Su yarıya indiğinde süzün ve suyuna bir kahve fincanı iyi zeytinyağı, bir çay kaşığı deniz tuzu katın. Karışımı saç diplerinize boya sürer gibi sürüp, uçlara doğru tarayın. Streç filmle sarıp 3 saat kadar bekletin. Bunu haftada bir uygulayın.

3- Yarım kahve fincanı soya yağı, iki çorba kaşığı badem yağı, bir çay kaşığı deniz tuzu ve bir tatlı kaşığı elma sirkesini benmari usulü ısıtın. Karışımı saç diplerine boya sürer gibi sürün ve masaj yapın. Ardından streç filmle sarıp iki saat kadar bekletin.

• Saç derinize ve saçlarınıza hindistancevizi sütü veya aloe vera jeliyle masaj yapın. Bunu başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, ılık suyla durulayın. Haftada 3 kez tekrarlayın.

• Saç derinize ve saçlarınıza bal ve yumurtanın sarısıyla masaj yapın. Başınızda yarım saat kadar tuttuktan sonra, durulayın.

• 2-3 hafta boyunca, her öğünde bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi karıştırarak için.

Saçlarınızı beslemek için elma sirkesi ve adaçayını karıştırarak, saçınızı bu karışımla durulayın.

• Sıcak zeytinyağı, bal ve 1 çay kaşığı toz halinde tarçını karıştırıp macun haline getirdikten sonra, banyodan önce 15 dakika boyunca uygulayın.

• Saçların azaldığı kısımları kızarana dek soğanla ovun, ardından da bal sürün.

• Eşit miktarda ılık keneotu ve badem yağını karıştırıp, haftada bir saç derinize masaj yapın.

• Misket limonu çekirdekleri ile kara biber tohumlarını bira suyun içinde eşit sayıda öğütün ve düzenli olarak saç deriniz üzerine uygulayın.

• 1 fincan hardal yağını 4 çorba kaşığı kına yaprağı ile kaynatın. Süzdükten sonra kalan sıvıyı bir şişeye doldurun ve saç derinize düzenli olarak

Saç beyazlaması sorunu yaşayanlara öneriler.

Ceviz kabuklarını iyice dövüp püre haline getirin. Diğer taraftan bir tutam ceviz yaprağını yarım litre suda kaynatın, 20 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Sonra süzüp içine ezdiğiniz ceviz kabuklarından bir çorba kaşığı katın. Karışımı şaçlarınıza sürüp bir saat bekletin. Bunu haftada bir gün uygularsanız saç renginiz değişir, koyulaşır.

SAÇLARIN SAĞLIKLI VE HIZLI UZAMASI İÇİN

150 GR. SIĞIR İLİĞİ
100 GR. HİNDİSTAN CEVİZİ İÇİ

Yapılışı :
Kemik iliğini haşlayın
içine öğütülmüş hindistan cevizini karıştırın
Ilık ılık saç diplerinize yedirerek sürün
Haftada 1 kez
********************************************
YAĞLI SAÇLAR İÇİN :

Bir tutam biberiye ve bir tutam kekiği 250 gram kaynar suda çay gibi demleyip, süzün.
Sıvıyı temiz saç diplerine sürün.

DÖKÜLEN SAÇLAR İÇİN :

BUĞDAY çimini ezip, suyunu çıkarın. Bu suya zeytinyağı ekleyip, saç diplerinize sürün. Böylece saçınızın kuvvetli çıkmasını sağlamış olursunuz.

Eşit orandan servi, biberiye, ardıç, zeytinyağını (saçta boya varsa bir yumurta sarısı da) ekleyin. Karışımı saçınıza sürün.

Saçınız dökülüyorsa 20 gram çörek otunu öğütüp, 20 gram susam yağı ve 10 defne yağı ile karıştırın. Saçınıza sürüp, bir havluyla sararak iki saat bekletin.

SAÇ DİPLERİNDE KAŞINTI İÇİN -1
1 Adet yumurta sarısı
1 çorba kaşığı Alkol
1 çorba kaşığı Hint Yağı
1 çay kaşığı tuz

Yukarıda ki malzemeleri karıştırıp, saç diplerine sürün. İki saat beklettikten sonra saçınızı durulayın.

SAÇ DİPLERİNDE KAŞINTI İÇİN -2

Beş adet aspirini dövüp, maden suyu ile karıştırın. Karışımı saç diplerine sürün ve 15 dk. sonra durulayın.
BUĞDAY çimini ezip, suyunu çıkarın. Bu suya zeytinyağı ekleyip, saç diplerinize sürün. Böylece saçınızın kuvvetli çıkmasını sağlamış olursunuz.

Eşit orandan servi, biberiye, ardıç, zeytinyağını (saçta boya varsa bir yumurta sarısı da) ekleyin. Karışımı saçınıza sürün.

Saçınız dökülüyorsa 20 gram çörek otunu öğütüp, 20 gram susam yağı ve 10 defne yağı ile karıştırın. Saçınıza sürüp, bir havluyla sararak iki saat bekletin.

AĞARAN SAÇLAR İÇİN

Taze cevizin dış kabuklarını az suyla haşlayın, içine ısıtılmış yarım kahve fincabı zeytin yağı ve bir tatlı kaşığı kuru maya katın 2 saat saçınızda bekletin.

ZAYIF SAÇLAR İÇİN

2 Yumurta sarısını çıprtıktan sonra 1 çorba kaşığı zeytin yağı, 1 tatlı kaşığı gliserin, 2 çorba kaşığı elma sirkesi ile karıştırın saçınız ıslakken bu karışımı uygulayın, 20 dk. beklettikten sonra durulayın.

DÖKÜLEN SAÇLAR İÇİN YENİ

Saçlar sıkıntıdan dökülebilir, bu yüzden stressten uzak durun, eğer saçlarınız aşırı dökülüyorsa doktora görünmelisiniz.

1 Su bardağı zeytinyağı, 1 tutam dere otu, 1 sap tarçın çubuğu ve biberiye yağını benmari usulü 5 dakika kaynatın. 15 dk. demlendikten sonra karışımı süzüp içerisine 1 tatlı kaşığı kuru maya karıştırın. Karışımı saçınıza sürüp 2 saat bekletin.

SAÇ BAKIMI YENİ

Eşit miktarda ki susam yağı, ceviz yağı ve çörek otu karışımına birer kapsül E-B vitamini kırın, sonra da bir kapak
çamterebentin ekleyin. Elde ettiğiniz karışımı saç diplerine sürün ve saçınızı streç filmle sararak iki saat bekleyin. Sürenin sonunda da saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın.

DÖKÜLEN SAÇLAR İÇİN 2 YENİ

Defne yağı, badem yağı ve avakado yağını eşit miktarda karıştırıp, saçınıza sürün. 2 saat beklettikten sonra uygun şampuanla yıkayın

Saçlarımın çok fazla yıprandığını ve döküldüğünü görüyorum.. Ne önerirsiniz?

1 yemek kaşığı öğütülmüş çörek otu, 1 yemek kaşığı öğütülmüş polen, 1 yemek kaşığı öğütülmüş nane, 1 yemek kaşığı öğütülmüş ısırgan otu, 1 kahve fincanı susam yağını bir kapta iyice karıştırın. Bir fırça yardımıyla boya sürer gibi saç diplerinden başlayarak saça uygulayın. Kalan malzemeyi saç uçlarına sürün. Saçta kremlenmemiş yer kalmamasına dikkat edin. Tamamını sürdükten sonra, parmaklarla ovalayarak kremin saça iyice karışmasını sağlayın. Saçınıza bir poşet geçirin ve üzerine sıcak bir havlu sarın. Isı maskenin saça daha iyi nüfuz etmesini sağlayacaktır. Maskeyi bir saat beklettikten sonra yıkayabilirsiniz. Bu maske saç diplerini besler.

S: Genç yaşta saçım beyazlamaya başladı. Bunun için bir öneriniz var m?ı Şimd den çok teşekkürler …

C: taze cevizin dış kabuklarını az suyla haşlayın, içine ısıtılmış yarım kahve fincanı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı kuru maya katın 2 saat saçınızda bekletin. Faydalı olur.

S.Ben 32 yaşındayım ve saçlarım çok dökülüyor. Ne yapabilirim? İlginize teşekkür ederim.

C: Sağ olun canım. 3 çorba kaşığı havuç yağı, fındık yağı, süt ve 1 tatlı kaşığı deniz tuzunu karıştırın. saç diplerine ve uçlarına yedirin.

S: Evde saç bakımını kendimiz kolay malzemelerle nasıl yapabiliriz ve ne zamanda bir uygulamamız lazım.

C: 1 tatlı kaşığı hint yağı, lavanta yağı, defne yağı, menekşe yağı, zeytinyağı,susam yağı ve 1 çay kaşığı kekik yağı,çam terebentin ve çörek otu yağını karıştırın. 1 saat saçlarınızda bekletin ve yıkayın.

S: saclarim önden cok döküldü. Doktorlara gittim irsi dediler ve de sac ilaci verdiler ama faydasini görmedim.

C: Bir kahve fincanı iyi zeytinyağına bir çorba kaşığı bira mayası, bir çay kaşığı biberiye yağı, yarım çay kaşığı kekik yağı karıştırıp bunu saç diplerinize sürün. En az iki saat bekletip yıkayın. Uygulamayı haftada bir tekrarlayın. Ayrıca bir su bardağı kaynar suda tere otunu demleyip, bununla her gün saç diplerinize masaj yapmanın da yararını görürsünüz.
Sığır iliği tarifimi de uygulayabilirsiniz.

S: Saçım dökülüyor ve ne yapsam durduramıyorum. Ne yapmam gerekir? Şimdiden teşekkür ederim.

C: Soyulmuş yarım avokadoyu iyice ezin. İçine 2 adet bıldırcın yumurtası, bir çorba kaşığı susamyağı koyup karıştırın ve saç diplerinize sürün. Streç filmle sarıp iki saat bekletin. Ardından saç tipinize uygun bir şampuanla yıkayın. Bu kürü haftada bir tekrarlayın.

S: saçlarım Çok yağlı ve kepekli. Fön çektirmeye bile gelmiyor. Çok çeşitli şampuanalar kullandım ve doktora gittim , verimli bir sonuç alamadım. Hepsi kısa vadede sorunu çözebildi.

C: Bir tutam biberiye ve bir tutam kekiği 250 gram kaynar suda çay gibi demleyip, süzün. Sıvıyı temiz saç diplerine sürün.

S: sac koklerinde asiri kasinti ve dokulme var.

C: Dökülme için defne yağı, badem yağı ve avakado yağını eşit miktarda karıştırıp, saçına sürün. 2 saat beklettikten sonra uygun şampuanla yıkasın.

Kaşıntı için de 5 adet aspirini dövüp, maden suyu ile karıştırın. Karışımı saç diplerine sürün ve 15 dk. sonra durulayın.

S: Suna Hanım, şaç için sığır iliği tarifiniz kaç gün yapılacak? Kaç saat kalacak?

C: Haftada 1 gün uygulayın ve saçınızda 2 saat bekletin Saime Hanımcım.

S: 28 yaşımdayım benim alnımın yantarafları açıldı. Saç dökülmesinden dolayı ı üst tarafta az var ve seyrek. Ne öneririisniz? Sığır iliğini açıklar mısınız ve de nasıl kullanılır?

C: 150 gram eritilmiş sığır iliği ile eriyen yağ kadar Hindistan cevizi yağını karıştırın ve saç dibine boya sürer gibi sürün. Masaj yaptıktan sonra streç filmle sarın, iki saat bekletin. Haftada 1 gün uygulayın.

S. Benim saçlarım dalgalı olduğundan sık sık fön çekiyorum ve feci bi şekilde yıpranıyor ve bu durum beni cok rahatsız ediyor. Eski canlılığını alabilmesi için ne yapmalıyım?

C: 2 adet bıldırcın yumurtası, 1 fincan zeytinyağı, 1/2 limon suyu, 1 tatlı kaşığı öğütülmüş maydonoz tohumunu karıştırıp saçına sür ve 1 saat beklet.

S: saçlarım yavaş yavaş dökülmeye başladı. Ne yapabilirim? Bana bir tavsiyede bulunursaniz cok sevinirim .

C: Bir kahve fincanı iyi zeytinyağına bir çorba kaşığı bira mayası, bir çay kaşığı biberiye yağı, yarım çay kaşığı kekik yağı karıştırıp bunu saç diplerinize sür. En az iki saat bekletip yıka. Uygulamayı haftada bir tekrarla.

S: saçlarım çok yağlanıyor ve her gün yıkamak zorunda kalıyorum. Bunu önleyebileceğim bir yöntem var mı? Cevabınız için şimdiden teşekkürler.

C: 1 çay bardağı suyla pişirilmiş karabuğday, rendelenmiş yarım portakal kabuğu, 3 yemek kaşığı zeytinyağı karıştırıp saç diplerinizle fırçayla sürüp friksiyon yapın ve naylona sarıp 30 dakika bekletin. Sonra da saçlarınıza uygun bir şampuanla yıkayın.

S: Saç beyazlığını giderebilirmiyim. Eski rengine dönüşmesi için ne yapmalıyım?l

C: 1 adet soğan ve 5 diş sarımsağı blendarda ezin. 1 yumurta sarısı ve 1 çorba kaşığı zeytinyağını ekleyerek krem kıvamına getirin, saçınıza sürün. 1 saat bekletin. Haftada 1 gün uygulayın.

S: Benim kızım 12 yaşında ve saçında çok fazla kepek oluştu. Geçmesi için ne önerirsiniz?

C: 1 fincan maden suyu, 1 çorba kaşığı elma sirkesi, 1 çorba kaşığı polen tozu, 1 çay kaşığı deniz tuzunu karıştırıp saça sürün ve 1 saat bekletip yıkayın.

S: Saclarım bir yıldır cok dökülüyor ve seyrekleşti ve de cok kuru. Ne yapmalıyım?

C: 1 tatlı kaşığı kekik yağı, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı hintyağı, 1 tatlı kaşığı kuru mayayı karıştırın, saçınıza sürüp, naylon streçe sarın ve 2 saat bekletin.

Kaynak: suna dumankaya saç dökülmesi

Categories: Saç Bakımı

su dalgası saç modeli

April 15, 2010 Leave a comment

Son dönemin en trend saç modeli şüphesiz su dalgası modelinde saçlar. Bunun için her gün kuaför masrafına da gerek yok kendi uygulayabileceğiniz bir yöntemle artık dalgalı hacimli ve bakımlı saçlara kavuşmak çok da uzak değil.

Öncelikle resimdeki saçlara kavuşmak için çok fazla maddi ve manevi çaba harcamanıza gerek kalmayacak. Şimdi tarifimize başlıyorum. Saçlarımızı yıkadıktan sonra iyice kurutuyoruz.

Saçların tamamen kuru olması hem şekillenmesi hem de yıpranmaması açısından çok önemli. Saçlarımızı kuruttuktan sonra fırça ve fön yardımıyla üstün körü düzeleştiriyoruz. Bunu dalgalarımızın daha güzel görünmesi için yapıyoruz.

Saçlarımızı ince tutamlar halinde ayırıyoruz ve alttan başlamak üzere saç maşamızı ısıtıyoruz. Ayırdığımız her tutama sadece hafif ıslanacak şekilde saç spreyi sıkıyoruz. Sıktığımız spreyli tutamı diplerinden başlayarak maşaya sarıp bir dakika kadar bekliyoruz.

Bütün tutamları yaptıktan sonra saçlarımız düğüne gidecek gibi hazırlanmış topuza hazır vaziyete geliyor. Sarı saçlı bayanın resmindeki gibi. Korkmayın bu normal bir durum.

Tüm tutamlarımız bittikten sonra başınızı önünüze eğip saçlarınızı ellerinizle karıştırın. Böylece birbirine girmiş sönük dalgalar birden hacimli ve kocaman iri su dalgalarına dönüşmüş oluyor. Umarım tam istediğiniz gibi olur.

Kaynak: su dalgası saç modeli

actifed şurup

April 14, 2010 Leave a comment

Endikasyonlar
Actifed şurup, özellikle nazal mukoza ve sinüsler gibi üst solunum yolu mukozalarının dekonjestanı ve histamin H1-reseptör antagonisti kombinasyonunun yararlı olduğu aşağıdaki üst solunum yolu hastalıklarının semptomatik tedavisinde kullanılır Alerjik nezle, vazomotor nezle, soğukalgınlığı ve grip

Kontrendikasyonlar
ACTIFED daha önce bu ilaca ve ilacın bileşiklerine ve akrivastine aşırı duyarlılığı olan bireyler için kontrendikedir. Hipertansiyon ve koroner arter hastalıkları olanlarda, hepatik yetmezlikte kontrendikedir. Daha önceki iki hafta içinde monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri almış (antibakteryal ajan furazolidon dahil) veya almaya devam eden hastalarda kontrendikedir. Psödoefedrin ve bu tip bir ilacın aynı zamanda kullanılması bazen kan basıncının yükselmesine neden olabilir.

Uyarılar ve Önlemler

Psödoefedrin hipertansiyonlu hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. ACTIFED antihipertansif ilaçlar, trisiklik antidepresanlar ya da başka sempatomimetik maddeler (dekonjestanlar, iştah kesiciler ve amfetamine benzer psikostimulanlar gibi) alan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır (Kontrendikasyonlar ve Diğer İlaçlarla Etkileşim’e bakınız). Diğer sempatomimetik ilaçlar gibi ACTIFED de hipertansiyon, kalp hastalıkları, şeker hastalığı, hipertiroidizm, yüksek intraoküler basınç ve prostatik büyüme görülen hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Actifed şurup sersemlik yapabilir (Taşıt aracı ve makine kullanımı üzerine etkileri’ne bakınız). Bu konuda objektif veriler bulunmamasına rağmen, ACTIFED kullananların aynı zamanda alkol veya merkezi sinir sistemi üzerine etkili başka sedatifler kullanmaktan kaçınmaları gerekir ACTIFED’in orta şiddetli ve şiddetli hepatik ve/veya renal fonksiyon bozuklukları görülen hastalarda özellikle kardiyovasküler hastalıkla birlikte olduğu durumlarda kullanılmasında dikkatli olmalıdır (Farmakokinetik özellikleri’ne bakınız).

Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanımı: Gebelik kategorisi ‘’C’’ Psödoefedrin ve triprolidin uzun süreden beri istenmeyen etkiler görülmeden yaygın bir şekilde kullanılmaktaysa da, bunların gebelik sırasında kullanımları ile ilgili spesifik veriler bulunmamaktadır. Bu nedenle, gebe kadının bu ilaçtan sağlayacağı yarar ile ilacın, gelişmekte olan fetusa muhtemel riskler dengelenmek şartıyla kullanımına karar verilmelidir. Psödoefedrin ve triprolidin anne sütüne az miktarda geçer, fakat bunun emzirilen bebeklerdeki etkisi bilinmemektedir. Emziren annelerde kullanımı ilacın anneye beklenen yararları bebeğe olan riskinden fazla olmadıkça kullanılmamalıdır.

Taşıt ve makine kullanımı üzerine etkileri: Actifed şurup sersemlik yapabilir ve odituar yetenek testlerinde performansı azaltabilir. Antihistaminlere cevapta bireysel farklılıklar olabilir. Triprolidin alan hastalarda sersemlik gibi yan etkiler bildirildiği için , Actifed şurubun performansı ters yönde etkilemediğinden emin oluncaya kadar sürücülük yapmamalı, makine kullanmamalı veya tehlikeli etkinliklere katılmamalıdır (Uyarılar ve Önlemlere bakınız).
Etkileşim

ACTIFED’in dekonjestanlar, trisiklik antidepresanlar, iştah kesiciler ve amfetamin-benzeri psikostimulanlar gibi sempatomimetik aminlerin katabolizmasını engelleyen monoamin oksidaz inhibitörleri(furazolidon dahil) ile beraber kullanılması bazen kan basıncının yükselmesine neden olabilir. Psödoefedrin içermesinden dolayı ACTIFED, bretilyum, betanidin, guanitidin, debrizokin, metildopa, alfa ve beta-adrenerjik bloker ilaçlar gibi sempatik aktiviteyi engelleyen hipotansif ilaçların etkisini kısmen tersine çevirebilir. Objektif veriler olmamakla beraber, Actifed şurup kullananlar alkol ve diğer merkezi etkili sedatiflerle birlikte kullanmaktan kaçınmalıdır.

Dozaj

(Hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde) 12 yaşın üzerindeki çocuklar ve yetişkinlerde: Günde 3 veya 4 kez 1 tablet. Maksimum günlük doz 4 tablet 6-11 yaş arasındaki çocuklarda: Günde 3 veya 4 kez ½ tablet. Maksimum günlük doz 4 kez ½ tablet. 6 yaşından küçük çocuklar için Actifed’in şurup formu kullanılmalıdır. Yaşlılarda :Normal yetişkin dozu uygundur. (Farmakokinetik Özellikleri’ne bakınız) Hepatik yetmezlik: Hafif ve orta şiddetli hepatik yetmezlikte normal yetişkin dozu uygundur, fakat yine de dikkatli olmalıdır. Şiddetli yetmezlik için Kontrendikasyonları’na bakınız. Renal yetmezlik: Orta şiddetli ve şiddetli renal yetmezliği ve özellikle birlikte kardiyovasküler hastalığı olan hastalara verirken dikkatli olmalıdır (Farmakokinetik özellikleri’ne bakınız). Aşırı Dozaj Semptom ve belirtileri: Actifed tablet aşırı dozajında önerilen dozlarda görülen istenmiyen etkilere ilaveten letarji, baş dönmesi, ataksi, güçsüzlük, hipotonisite, solunum yetmezliği, deri ve mukoz membranların kuruması, hiperpireksi, hiperaktivite, tremor, konvülsiyonlar, iritabilite, huzursuzluk, palpitasyon ve hipertansiyon görülebilir.

Tedavi: Solunumu destekleyici, koruyucu ve konvulsiyonları kontrol edici gerekli önlemler alınmalıdır. Gerektiğinde, gastrik lavaj uygulanmalıdır. Mesane kateterizasyonu gerekli olabilir. İstendiğinde, psödoefedrin atımının hızlandırılması için asit diürezi veya diyaliz yapılabilir, fakat bu prosedür bugün tartışmalıdır. Aşırı dozajda diyalizin değeri bilinmemektedir; fakat 4 saatlik hemodiyaliz, 60 mg psödoefedrin ve 8 mg akrivastin içeren bir kombinasyon preparatında psöefedrinin toplam vücuttaki miktarının %20 sini uzaklaştırmıştır. Saklama Koşulları 25°C’nin altında ve kuru bir yerde saklayınız. Işıktan koruyunuz.

Kaynak: actifed şurup

varis belirtileri

Toplardamarların bölgesel biçimde genişlemesi ve kıvrımlarının çoğalmasına verilen isimdir. Vücudun bir bölgesinde bulunan toplardamarlarda varis gelişebilir. Ancak gerçekte varisler en fazla bacaklardaki toplardamarlarda ve anüsteki hemoroit toplardamarlarında görülür.

Hemoroid toplardamarlarda gelişen varislere kısaca emoroit denilmektedir. Hemoroid halk arasında basur olarak adlandırılmaktadır. Hemoroit konusu sitemizin sindirim sistemi bölümünde incelenmiştir.

Belirtileri

Bacaklarda ağırlık ve yorgunluk duyusu, ayak bileklerinde şişme, varisli bölgede deri ülserlerinin gelişmesi ve kahverengi lekelerin ortaya çıkması başlıca belirtileridir. Kahverengi lekeler, alyuvarların darnar dışına sızdıktan sonra deride parçalanıp içlerindeki demirin bu bölgede birikmesiye oluşur. Tedavisi. Başlangıç dönemindeki varisler, genellikle fazla ayakta kalmamaya özen gösterip istirahat etmekle geçebilir.

Ancak iyileşmeyen varisler için ameliyat gerekebilir. Hastanın yatak istirahatine alınması ve bacakların kalp düzeyinin üstüne yükseltilmesi ien önemli ve basit tedavi yöntemidiri. Başlangıçtaki varisler için “varis çorabı” adı verilen elastik çoraplarla aynı işlevi gören bandajlar iyi sonuç verir. Tüm bu yöntemlerden sonuç alınmazsa varisli damarın ya da damarların ameliyat yoiuyla çıkartılması gerekir.

Gebe kadınlarda varis gelişme eğilimi varsa, yataktan kalkmadan önce varis çorabı giymelerinde yarar vardır. Uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslekleri yapan kişilerin varis gelişmesini önlemek için yürümeleri ve hafif koşullar yapmaları yararlıdır. Yürüyüşler ve hafif koşular kasları güçlendirir ve derideki toplardamarlar bu kaslarca testeklenmiş olur.

Varisler toplumda yaklaşık olarak % 15 sıklıkta görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha sık rastlanır.

Bilindiği gibi, toplardamarların çoğunda kapakçıklar bulunmaktadır. Bu kapakçıklar yalnız kalbe doğru açıldıklarından, toplardamar kanının da yalnız kalbe doğru akmasını sağlarlar. Varis vakalarında bu kapakların çalışması bozulmuştur. Bazı vakalarda ise bu kapakların sayısının normalden az olduğu saptanmıştır.

Kapakların çalışmasında bozukluğun gelişmesine neden olan etkenlerin başında, damar duvarının zayıflayıp genişlemesi gelir, insanın iki ayak üzerinde dik yürüyor olması, bacaklarmdaki toplardamarlarda kanın hidrostatik basıncın yüksek olmasına neden olmaktadır.

Diğer yandan bacak toplardamarlarında bir iltihabın gelişmesi damar duvarının zayıflamasına yol açar. Duvarı zayıflamış, içindeki kanın hidrostatik basıncı artmış olanbirtoplardamarda ise, varis gelişmesi ileri derecede kolaylaşmış olur. Uzun boylu kişilerin, sürekli olarak ayakta duran trafik polislerinin, dişçilerin, aşçıların bacaklarmdaki toplardamarlarda hidrostatik basınç daha yüksek olduğundan, bu kişilerde bacak varislerine daha sık rastlanmaktadır. Hamilelik sırasında, rahim içindeki çocuğun annenin gerek pelvis gerekse sırt bölgesindeki toplardamarlara baskı yapması sonucu bacaklardaki toplardamarlarda hidrostatik basınç artar.

Bu da hamilelik sırasında annede varislerin gelişmesine neden olan önemli etkenlerden biridir. Bu nedenle hamile kadınların ayakta fazla kalmamaları, dinlendikleri zaman tamamen sırt üstü değil de bir miktar yan yatmaları daha iyi olur. Kalp yetmezliği olan hastalarda bacaklarda bir miktar kan göllenir.

Bu göllenme de atardamarlardaki hidrostatik basıncın artmasına ve dolayısıyla da varislerin gelişmesine yol açabilmektedir. Varisli bacaklarda hastalar ağrıdan gerginlikten ve bacaklarmdaki ağırlık hissinden yakınırlar. Varisli bacak şişebilir, gece yatakta o bacağa kramp girebilir. Varis nedeniyle bu bölgede deri ülserleri gelişebilir. Deride kahverengi lekeler ortaya çıkabilir.

Bu lekeler, alyuvarların damar dışına sızdıktan sonra deride parçalanıp içlerindeki demirin bu bölgede birikmesine bağlıdır. Varislerin tedavisi basit istirahatle olabileceği gibi, bu yöntemle iyileşmeyen vakalar için cerrahi yöntemle de olabilir. Hastanın yatak istirahatine alınması ve bacağının kalp düzeyinin üstüne yükseltilmesi gerekir. Yüzeysel varisler için esnek varis çorapları yararlı olabilir. Bu yöntemlerle sonuç alınmadığında ise varisli damarların cerrahi olarak çıkartılması gerekmektedir.

Varise eğilimi olan hamile kadınların yataktan kalkmadan önce esnek varis çoraplarını giyinmeleri yararlıdır. Genel bir önleyici olarak da herkese yürümeyi ya da koşmayı öneririz. Böylece bacak kasları kuvvetleneceğinden, özelle derideki toplardamarlar bacak kasları tarafından desteklenmiş olurlar. Bu da varis gelişme riskini düşürür. Varisli kişilerin de hafif yürüyüşler yapmalarında yarar vardır. Uzun süre ayakta durmak zorunda olan kişilerin ise yürüyüş ve koşulara herkesden daha çok önem vermeleri gerekmektedir.

kaynak; varis belirtileri

Acil zayıflamak için

Herhangi bir aktivite için acilen kilo vermeniz gerekiyorsa, hemen başlasanız iyi olur. Siz kendinizi kişisel olarak mükemmel bir bedene sahip olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak kilo vermeniz gerekiyorsa bunu gözardı etmemelisiniz. Kilo verirken 10 yıl önceki kilonuza dönmeniz gerekmiyor. Kendinizi olamayacağınız bir kiloda hayal etmeyin. Kendinizi bilin, mantıklı, iyimser ve hedeflerinizi gerçeklik içerisinde değerlendirin. Böylece herhangi bir hataya düşmezsiniz. İlk yapacağınız şey kendinizi katılacağınız aktivite için ne kadar zamanınız olduğuna bakmak ve zayıflama hedefinize odaklanmak..

İhtiyacınız olanlar

a) Bir tarih
b) Plan / program
c) Birisinin desteği veya yardımı

a) Tarih
Hazırlanacağınız aktivitenin tarihi bellidir. Tarihe göre çok doğru hareket edebilirsiniz. Siz elinizden gelen hazırlığı yapın ancak ne kadar kilo vermeniz gerektiğini düşünmeyin. Bu konudaki en iyi performansınızı gösterin ve kendinizi ödüllendirin. Yapabildiğiniz kadarını yapmanız
her zaman daha iyidir.

b) Plan ve program
Kendinize en az 21 gün verin. Kendinize göre bir egzersiz programı belirleyin. Yapabiliyorsanız haftada 5 kere, 2 gün 10-15 dakika, 2 gün 30-45 dakika (yürüyüş, bisiklet çevirmek ve yoga yapabilirsiniz) ve 1 gün 60-90 dakika egzersiz yapın. Günde 3 veya 4 kere daha önceden belirlediğiniz yiyecekleri tüketin. Bu ilk başta zor olabilir ancak mantıklı olun. Yemek aralarında ne kadar aç olsanız da yemeyin, bu sizin zararınıza olacaktır. Şekerli, kızarmış yiyecekler yemeyin. Şekerli içecekler içmeyin.

c) Destek
Tüm bunları sizinle birlikte yapacak bir arkadaş edinin. Kendinizi ve birbirinizi kontrol edin. Bu sizin hedefinize doğru daha rahat, gerçekçi ve
motive olarak ilerlemenizi sağlayacak.

Uygularsanız sonuç mükemmel olabilir!..
Sonunda eğer tüm bu ev ödevinizi doğru ve kesiksiz yaparsanız hedefinize ulaşırsınız. Bu sizin ödülünüz! Unutmamanız gereken tek şey 21 gün beslenmenizi yeniden gözden geçirmek ve uymak, düzenli egzersiz yapmak. Eğer formunuzu aktiviteden sonra da korumak istiyorsanız bunu bir yaşam biçimi haline getirebilirsiniz.

Categories: zayıflama

Isırganın faydaları ve Kullanımı

Merhabalar sevgili bayan arkadaşlarım, ısırgan otunu birçoğumuz mutlaka duymuştur. Bu yazımızda ısırgan otuyla alakalı biraz daha geniş bilgilere ulaşabilirsiniz.

Türkçe ismi: Isırgan.
İngilizce ismi: Nettle.
Almanca ismi: Brennessel.
Fransızca ismi: Orties

Drog Tanımı: Urtica türlerinin kurutulmuş veya taze yapraklarıdır.
Drog Adı:Folia Urticae.
U. dioica (Büyük ısırganotu): Morfolojik Özellikleri: Geniş yayılış gösteren, çok yıllık, dioik, nadiren monoik, otsu bir bitkidir. Boyu bazen 1 m’yi geçebilir. Yapraklar geniş ve ovat, 4-11×3-10 cm, keskin ve kaba dişli kenarlı, akuminat, koyu yeşil renkli, saplı ve yakıcı tüylüdür. Dişi ve erkek çiçek durumu çok dallıdır. Dişi çiçeklerde çok belirgin, morumsu-kırmızımsı stigma penisillat, çiçek örtüsünün içteki çifti uçlarda belirgin, yaklaşık 15 mm ovat, piloz
.
Türkiye’deki Yayılışı: Balıkesir, İstanbul, Gökçeada, Bolu, Giresun, İzmir,
Ankara, Elazığ, Erzurum, Kars, Antalya, Konya, Niğde, Adana, Gaziantep ve Hakkari .

Dünyadaki Yayılışı: Avrupa, Kuzey Afrika, Batı Asya, Sibirya ve Midilli .

U. urens (Küçük ısırganotu):
Morfolojik Özellikleri: Tek yıllık, monoik, otsu veya çalımsı bitkilerdir. 10-60 cm boyunda, yapraklar ovat veya eliptik, keskin ve kaba dişli, obtustan kısaya doğru akuminat, açık yeşil renkli, saplı ve yakıcı tüylüdür. Spikalar yoğun fakat alt kısımlarda aralıklı, dişi ve erkek çiçekler çok sayıdadır. Duvar kenarları ve harabelerde geniş yayılış gösterir

Türkiye’deki Yayılışı: İstanbul, Bursa, Gümüşhane, Erzurum, Niğde ve İçel .
Dünyadaki Yayılışı: Avrupa, Kuzey Afrika, Güneybatı Asya, Midilli ve Sisam .

Kimyasal İçerik: Kalsiyum, potasyum ve silisilik asit tuzları, ayrıca yaprak tüylerinde histamin ve serotonin gibi biyojen aminler taşımaktadır. Köklerinde serbest ve glikozidik β-sitosterol ve skopoletin, asidik ve nötral polisakkaritler (2 glukanlar, 2-glukogalakturonanlar ve 1-arabinogalaktan), steroller (%0.2-1 3-β-sitosterol, %0.005-0.2 sitosterol-3-β-D-glikozit), lektin, kumarin ve fenolik asitler bulunmaktadır.
Etki ve Kullanılış: U. dioica’nın diüretik, natriüretik, hipotansif,
antiromatizmal, antiprostatik, in vitro antioksidan etkileri bildirilmiştir. Topraküstü kısımları dahilen idrar yolları iltihaplarında, haricen romatizmada, kökleri prostat adenomlarının I ve II kademelerindeki miksiyon bozukluklarında kullanılmaktadır.Hafif diüretik etki ve hemostatik aktiviteye sahip olduğu bilinmektedir.
Bitkinin flavonoitlerinin ve yüksek potasyum içeriğinin diüretik aktiviteye neden olabileceği düşünülmektedir. Çok merkezli bir çalışmada çeşitli romatizmal, özellikle de dejeneratif hastalıklardan şikayetçi 152 hastanın %70’inde günde 1,54 g kuru ısırgan özü ile 3 haftalık tedavi sonucunda iyileşme görülmüştür. Miyokardial veya kronik venöz yetmezliği olan hastalarda yapılan bir klinik çalışmada, ısırgan suyu kullanımı sonucu diüretik aktivite bildirilmiştir. 1. ve 2. kademe benign prostat hiperplazisi vakalarındaki idrar bozukluklarının tedavisinde, prostatın ilk evrelerinde diüretik olarak kullanılmaktadır. Isırgan kökünün alkolik ekstresiyle uzun süre tedavi
gören erkekler üzerindeki çalışmalarda idrar torbası çıkışında zorlanma semptomlarında iyileşme ve idrar kalmasında azalma bildirilmiştir. Isırgan kökünün alkollü sulu ekstresi ile tedavi uygulanan BPH hastalarında kalan idrar miktarında %66 oranında bir azalma bildirilmiştir. Ayrıca Afrika’da antidiyareik ve antihelmentik olarak kullanıldığı belirtilmektedir .
E Komisyonu, alt üriner sistem enfeksiyonlarında, böbrek taşlarının önlenmesi ve tedavisinde bitkinin dahilen kullanımının yararını ortaya koymuştur.

Dahilen ve haricen uygulamalar romatizmal hastalıkların tedavisinde destekleyici olarak kullanılabilir. Fransa’da oral ve topikal kullanımına izin verilmiştir. Hak arasınada akne tedavisi ve eklem ağrılarının semptomatik tedavisinde kullanılmaktadır .

Taze bitkinin suyu, haricen yaralarda, ülser ve hemoroitte kullanılmaktadır. ESCOP, bitkinin romatizmal durumlar ve alt üriner sistem enflamasyonlarının tedavisinde kullanımını önermektedir.
Dozaj: Kurutulmuş bitkiden hazırlanan infüzyon ve dekoksiyon günde 3 defa 2-5 g dozunda alınmalıdır.

Kontrendikasyonları: Bilinen bir kontrendikasyonu yoktur.

Yan Etkileri: Toprak üstü kısımları kalp ve böbrek rahatsızlıklarından dolayı oluşan ödemlerde kullanılmamalıdır. Kökler, hafif mide ve barsak rahatsızlığı meydana getirebilmektedir. Isırganın deride meydana getirdiği yakıcı etkinin, tüylerde bulunan serbest formik asitten meydana geldiği düşünülmekteydi. Günümüzde bu etkinin tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin nedeniyle oluştuğu bilinmektedir.

Gebelik ve Laktasyonda kullanımı: Sakınca yoktur .
İlaç etkileşimleri: Yoktur.

Categories: Şifalı Bitkiler

Rezene’nin Tanımı ve Kullanım Alanları

Merhabalar sevgili bayan arkadaşlarım, bu yazımızda rezene isimli bitkinin özellikleri, kullanım alanları, yetiştiği bölgeler ve yan etkileri gibi bilgilere ulaşabilirsiniz. Hepinize sağlıklı bir yaşam dilerim.

Türkiye’deki Yayılışı: Kırklareli, Çanakkale, İstanbul, İzmit, Bursa,
Zonguldak, Kastamonu, Sinop, Trabzon, Artvin, Manisa, Hatay.

Dünyadaki Yayılışı: Batı, Güney ve Orta Avrupa, Kuzey Afrika, Güneybatı Asya, Rodos, Midilli, Sakız .

Morfolojik Özellikleri: 1-1.8 m, sarı çiçekli, yaprakları iplik biçiminde parçalı, çok yıllık, otsu, karakteristik aromaya sahip bitkilerdir. Gövde dik, çıplak, mavimsi yeşil renkte, silindirik yapıda ve boyuna çizgili. Tabanda yapraklar triangular veya triangular ovat, 3-4-pinnat 30×15 (daha uzun) cm kadar, en uçtaki
segmentler ipliksi 40×0,5 mm kadar, petioller geniş, kınsı bir kılıf şeklinde, gövde yaprakları az, tabandakiler benzer fakat daha küçük, ışınlar 8-15, eşit sayıda değil ve 10-40 mm. Brakte ve brakteol yok. Pedisiller 1-7 m. Çiçekler her şemsiyecikte 18-25 adet, petaller sarı, meyve ovoid dikdörtgenimsi 4-4.5×0.5 mm, çıplak, çok belirgin çizgili. Meyveleri 6-10 mm uzunluğunda ve 1.5-4 mm genişliğinde, silindir biçiminde, çok defa biraz kıvrık, tüysüz, genellikle saplı esmerimsi, yeşil veya yeşilimsi sarı renkli tanelerdir

Kimyasal İçerik: Yüksek oranda uçucu yağ (anetol, fenkon, estragol, α-pinen, limonen, β-pinen, β-mirisin, p-simen) .

Etki ve Kullanılışı: Midevi, gaz söktürücü, kökleri diüretik, uçucu yağı düz kaslar üzerine spazmolitik, sekretomotorik etkilidir. Şişkinlik, gaz ve hazımsızlık gibi dispeptik şikayetler, gastrointestinal rahatsızlıklar, nezle ve grip semptomlarında kullanılmaktadır.

Dozaj: 7.5 g drog/gün olarak verilmektedir . Yetişkinler ve 10 yaş üzeri çocuklar günde 5-7 g, 4-10 yaş arası çocuklar 4-6 g, 1-4 yaş arası çocuklar 3-5 g, 0-4 yaş arası çocuklar ise 2-4 g drogdan hazırlanmış infüzyonlar şeklinde kullanmalıdır.

Avrupa Farmakopesi’ne göre; Acı rezene, Foeniculum vulgare Miller subsp. vulgare var. vulgare bitkisinin kurutulmuş meyveleridir. Bunlar %4 (h/a)’den az miktarda uçucu yağ içermemelidir. Bu yağda %60’dan az anetol ve %15’den az oranda fenkon olmamalıdır. Tatlı rezene, Foeniculum vulgare Miller subsp. vulgare
var. dulce Thellung bitkisinin kurutulmuş meyveleridir. %2’den daha az uçucu yağ içermemelidir ve içindeki anetol oranı en az % 80 olmalıdır.

Kontrendikasyonları: Yoktur.

Uyarılar ve Önlemler: Umbelliferae ve Compositae familyalarında bulunan bitkilere duyarlılığı olan kişiler rezene kullanmaktan kaçınmalıdır.

Etkileşmeler: Yoktur.
Gebelik ve Laktasyon: Önerilen dozlarda kullanılmasında sakınca yoktur.

Doz Aşımı: Toksik etki bildirilmemektedir.

Farmakodinamik Özellikler: Yapılan in vitro çalışmalarda, rezene yağının antibakteriyel ve antifungal etkilere sahip olduğu, özellikle Staphyllococcus aureus, Escherichia coli ve Candida albicans’a karşı belirgin etki gösterdiği ortaya konmuştur.
In vitro ve in vivo olarak yapılan çeşitli çalışmalarda, bitkiden hazırlanan infüzyonun sekretolitik ve ekspektoran etkileri olduğu saptanmıştır.
In vitro ve in vivo aktivite çalışmaları, bitki ekstresinin ve infüzyonunun antispazmodik etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Rezenenin mide motilitesine etkileri araştırıldığında, anestezi görmemiş tavşan midesindeki spontan hareketleri arttırdığı gözlenmiştir. Bitkinin etanolik ekstresi ile yapılan deneylerde, akut ve subkronik toksisitesinin bulunmadığı bildirilmiş, yapılan mutajenite ve karsijenite testlerinde de negatif sonuç elde
edilmiştir. Rezene ve anason bitkileri yüzyıllardan beri östrojenik ajanlar olarak kullanılmaktadır. Özellikle süt salgısını artırdığı, menstrüasyonu ve doğumu kolaylaştırdığı, erkeklerde terlemeyi azalttığı ve libidoyu artırdığı bilinmektedir. 1930’lu yıllarda, sentetik östrojenler üretiminde bu bitkileren yararlanılmıştır.
Anason ve rezenenin ana etken maddesi olan anetol, östrojenik bir ajan olarak değerlendirilmektedir.

Yapılan in vivo çalışmalar bitkiden hazırlanan metanolik ekstrenin akut ve subakut inflamasyonu inhibe ettiğini, ayrıca santral analjezik ve belirgin antioksidan aktiviteye sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.